|

Mersin Üniversitesi'nin İlk Ve Tek Öğrenci Sitesi
Mesajları Göster
|
|
Sayfa: 1 [2] 3 4 ... 21
|
|
16
|
Serbest Paylaşım Alanı / İlginç Olaylar / Gerçek Dünya Yasaları
|
: 11 Temmuz 2008, 23:41:54
|
|
WILLOUGHBY YASASI Birine bir makinenin çalışmadığını kanıtlamaya çalışırsanız makine o anda çalışacaktır.
ANDREW YOUNG YASASI Eğer 100 işadamı yasal olmayan bir iş yapmaya karar verirlerse,o iş yasal olur.
AXWELL'IN ÇIKARDIĞI SONUÇ Eğer havayı soluyabiliyor ama suyu içemiyorsanız geri kalmış bir ülkedesinizdir. Oysa, suyu içebiliyor ama havayı soluyamıyorsanız kalkınmış bir ülkedesinizdir.
MURPHY'NIN 4 NOLU ÖLÇÜTÜ Ne zaman bir işi yapmaya karar verirseniz, o anda yapmanız gereken bir başka iş çıkar.
LOFTA'NIN GÖZYAŞLARI Hic kimse sizi kendinizi iyi hissettiğiniz zaman terketmez.
MURPHY'NIN 5 NOLU ÖLÇÜTÜ Her çözüm beraberinde yeni sorunlar getirir.
FANT YASASI Bir eliniz dolu iken diğer elinizle kilitli bir kapıyı açmak zorunda kaldığınızda, anahtar kesinlikle elinizin dolu olduğu taraftaki cebinizdedir
MONLY'NIN KURALI Mantık, yanlış sonuca özgüveninizi yitirmeden sistematik bir biçimde ulaşma yöntemidir.
MURPHY ILKESI Iyi bir yanlış yapmanın her zaman bir yolu vardır.
GOODWIN'DEN HATIRLATMA Gözle görülen eleştirilmeye mahkumdur.
FULTON'UN YERÇEKIMI YASASI Düşen bir nesneyi sakın tutmaya çalışmayın. Bırakın düşsün, daha az zarar görecektir.
CAMPBELL YASASI Ne kadar az iş yaparsanız, işleriniz o kadar yolunda gider.
KOVAC'IN YASASI Telefonda yanlış numara cevirdiğinizde, asla meşgul çalmaz.
ANONIM BIR YASA Beklenmedik bir yerden gelen para, beklenmedik bir harcamaya gider.
MURPHY'NIN ONARIM KONUSUNDAKI YASASI Ufak bir arızayı gidermeye çalışırken, daha önemli bir arızaya neden olursunuz .
ÖNEMLI INSANLAR KURALI Büyük hayranlık ve saygı duyduğunuz insanların derin düşüncelere daldığını gördüğünüzde, olasılıkla öğle yemeğinde ne yiyeceklerini düşünüyorlardır.
YASENEK'IN GÖZLEMI Öpüşen insanlar birbirlerine o kadar yaklaşırlar ki, birbirlerinin hatalarını göremezler.
ARLEN YASASI Bir yerden ayrılırken, insanların size ne kadar iyi davrandıklarını görmek çok ilginçtir.
MURPHY YASASI Bir işin ters gitme olasılığı varsa, kesinlikle ters gidecektir.
MURPHY'NIN 2 NOLU ÖLÇÜTÜ Her iş düşündüğünüzden daha uzun sürer.
MURPHY'NIN 3 NOLU ÖLÇÜTÜ Birkaç işinizin birden ters gitme olasılığı varsa, kesinlikle size en çok zarar verecek iş ters gidecektir.
|
|
|
|
|
17
|
Serbest Paylaşım Alanı / Bilim ve Teknoloji / Hotmaili Bulan Bill Gates Değildi!
|
: 11 Temmuz 2008, 22:06:02
|
|
Dünyanın en çok kullanılan mail programlarından Hotmail'in gerçek sahibi bazılarının düşündüğü gibi Bill Gates değil, Hindistanlı Müslüman bir genç. Dünyanın en fazla kullanılan e-posta servislerinden Hotmail'i Hindistan asıllı bir Müslüman gencin bulduğu ortaya çıktı. Şu anda Microsoft firmasına ait olan söz konusu mailin arkasında aslında büyük bir başarı hikâyesi yatıyor. Bu başarının altına imza atan genç Hintli Müslüman'ın adı Sabir (Sabeer) Bhatia.
1988 yılında Sabir, Stanford Üniversitesi'nde eğitim görmek üzere ABD'ye gelir. Buradan mezun olduktan sonra internet firmalarından birinde işi başlar, ardından aynı üniversiteden mezun olan Jack Smith adlı bir gençle tanışır.
Sabeer Bhatia
İki genç kafa kafaya verip çalıştıkları şirket içerisinde daha sonra kuracakları şirket hakkında istişare etmeye başlarlar. Çalıştıkları şirketin sahibi onların bu projelerini fark ettiğinde, bu projeleriyle ilgili şirketin imkânlarından yararlanmamaları konusunda uyarır. Bu dönemde Sabir, herkesin kendisine özel bir e-posta programı kullanmasına imkân veren bir programı bulmuştur. Bu programı geliştirmek ve halkın kullanımına sunmak için gizli bir şekilde çalışmalarını sürdürür. Program, piyasaya çıktığı 1996 yılında internet kullanıcıları arasında hızla yayılır çünkü başka programlarda olmayan farklı özelliklere sahiptir.
Gates'e 400 milyon dolara sattı
Bu e-mail programı, ücretsizdir ve gizliliğe olanak vermektedir. Ayrıca dünyanın her yerinden kullanılabilir. Toplu kullanıma açıldığı daha ilk on günde Hotmail, milyonlarca insan tarafından kullanılmaya başlanmıştır. Bu program dünyanın en zengin adamı olan Microsoft firmasının sahibi Bill Gates'in dikkatini çeker ve bu programı satın almak ister. Hotmail'e 50 milyon dolar vermeyi teklif eder ancak programın öneminin farkında olan Sabir, Hotmail için 500 milyon dolar istemiştir. 1998 yılına kadar yapılan uzun pazarlıklar sonucu Sabir, programı kendisinin Microsoft şirketine uzman olarak atanması koşuluyla 400 milyon dolara satmaya razı olur. Bugün Hotmail'in kullanıcıları yaklaşık 90 milyonu bulmuş olup her gün 3 bin yeni kullanıcı bu programa katılmaktadır.
Devlet başkanları taltif etti
Sabir satışı gerçekleştirdikten sonra bununla yetinmez ve online alışveriş yapmak isteyenlerin güvenliğini sağlayan Arzu adlı bir program yaparak şöhretine şöhret katar. Öyle ki Sabir, bu başarıları nedeniyle ABD Başkanı Bill Clinton, Fransa Devlet Başkanı Jacques Chiraq ve Hindistan Başbakanı Beyhari Vacabani tarafından misafir ve taltif edilir.
Servetini eğitim kurumlarına bağışladı Sabir'in şahsiyetine olan hayranlığı daha da artıracak olan husus, onun parayı alır almaz birçok enstitü kurarak eğitim imkânları kısıtlı olan öğrencilere yardım etmesi olmuştur. Sabir, o kadar çok hayır işlerine katkıda bulunmuştur ki serveti hızla 100 milyon dolara gerilemiştir.
|
|
|
|
|
18
|
Başlangıç / Genel - Serbest Bölge / Laptop Değil Hipnoz Makinesi
|
: 11 Temmuz 2008, 21:57:57
|
|
Hz Süleyman'ın Anahtarı'' kitabının müellifi olan Mustafa Karnas'a Türkiye'deki fakir çocuklara bedava laptop dağıtılması projesinin altında neler yattığını sorduk.. Karnas'ın iddialarına göre bu işin içinde bir sürü 'iş' var gibi gözüküyor.
1986 yılında MIT Üniversitesinde Carol Strohecker'in "Videodisk ve İnteraktif Anlatı" isimli bir master tezi çalışması vardı. Bu çalışmada eşik-altı eğitim yöntemlerinden bahsediliyordu. Tezin onaylayan kişiyse Nicholas Negroponte idi. Şimdilerde Türkiye'deki fakir çocuklara bedava 1 milyon laptop dağıtmaya çalışan şirketin sahibi de Nicholas Negroponte mi?
Evet, kendisi şirketin sahibidir. Aynı zamanda ABD'deki Evanjelist bir grubun Alaska kurucusudur.
Bu laptoplara Stroheceker'in tasarladığı türden programlar mı yükleniyor?
Bu program beynin yeniden eğitimiyle ilgili. Uzaktan kontrol edilebilen, manipüle edilebilen beyinler yaratılmak isteniyor. Şöyle: Diyelim bir kişinin beynine bir mesaj göndereceksiniz. O kişinin mesajı diyelim ki medya üzerinden alabilmesi için, aynı kişinin beyninin o mesajı alacak şekilde kodlanmış olması gerekiyor. İşte bu laptoplara yüklenen programlar bu vazifeyi görüyorlar. Zaten Stroheceker'in tezinde bu söylediğim işlemin nasıl yapılacağı ayrıntılı bir biçimde anlatılıyor.
Bu projenin amacı nedir?
Aslında bu uzun bir hikâye; burada çok fazla tafsilata giremem ama şu kadarını söyleyeyim: Yeni bir dünya dini yaratılmak isteniyor; bir tür Evanjalist dini. Bunu da çocukların beyinlerine zerk etmek istiyorlar.
Bildiğimiz kadarıyla bu proje dünyada başka yerlerde de uygulandı. Peki oralarda ne sonuç ortaya çıktı biliyor musunuz?
Yakın zamanda Hindistan buna itiraz etti. Bir de Paraguay ve onun dışında bir iki ülke daha itiraz etti. Bu zaten proje halinde. Ve asıl büyük proje 20 milyon bilgisayarın üretilip dağıtılmasıyla ilgili. Bunu da şu şekilde yapıyorlar: Dağıtım yapacakları ülkede küresel bağlantıları olan bir tane sivil toplum örgütü buluyorlar. Türkiye'de bu işi ARI hareketi üstlendi.
ARI hareketi bu projenin tanıtımına destek verdiklerini söylüyorlar.
Bakın bu projenin Türkiye'ye gelmemesi lazım. Sonuna kadar engellenmesi gerekiyor.
|
|
|
|
|
22
|
Başlangıç / Genel - Serbest Bölge / Müslüman olmasaydın hayatında ne değişirdi
|
: 09 Temmuz 2008, 23:14:24
|
|
'Kardeşim sen de Müslümansın ben de. Aramızda ne fark?' sorusuna bakın Salim Öğüt nasıl cevap veriyor..
Müslüman olmasaydın hayatında ne değişirdi
NE FARKIMIZ VAR? SORUSU ÜZERİNDEN "MÜSLÜMAN KİM" ANALİZİ
Gündemlerimizi biz belirleyemiyoruz; aksine belirlenmiş gündemlerin girdabında boğuluyoruz. Bu yüzden hep sorulan sorulara cevap yetiştirmekle meşgul ediliyoruz. Tabii, soruyu soran da gündemi belirlemiş ve bizi cevap bulma telaşı içinde yeterince oyalamış, hatta bazen yorgun düşürmüş oluyor
"İkimiz de müslümanız, aramızda ne fark var?" sorusu da bu kabil sorulardan biridir. Çünkü cevabı müşküldür. Çünkü soruyu soran kimsenin Müslümanlıkla uzaktan yakından hiçbir ilişkisi olmadığını bilseniz bile "ayol sen de müslüman mıydın? Üstüme iyilik sağlık" demek gibi bir nezaketsizliğe tahammülü olmayan nazik bir soruyla karşı karşıyasınız. Bu yüzden bazı çevreler bu durumu kavramış olmanın verdiği büyük bir rahatlık içinde yerli yersiz bu soruyu yöneltmekte, mevzuun nezaketini bilen muhataplar da çaresizlik içinde susma haklarını kullanmaktan başka hiçbir şey yapamamaktadırlar. Bu durum belki bazı kimseleri rahatlatsa bile, çok önemli bir problemin çözümünü tıkadığı içinde ciddi bir sıkıntı sebebi olmaya devam etmektedir.
Bu durumla televizyonlardaki tartışma programlarında karşılaşmak her zaman mümkündür. Ben karşılaştım. Dini hayata ve dini pratiklere daha yakın olarak bilinen bir gazeteciye, bu taraklarda hiç bezinin olmadığı sanılan bir diğer gazeteci sordu: Kardeşim, sen de müslümansın, ben de. Ne farkımız var? Tabi soru bu kadar nazik bir muhtevaya sahip olunca, şayet daha önceden zihni bir hazırlığınız yoksa ulu orta bir cevap vermek de o kadar sakıncalı olacaktır. Dolayısıyla böyle durumlarda susma hakkını kullanmak en iyisidir. Gazeteci de öyle yaptı ve sustu. Ancak birilerinin bu çok nazik bir o kadar da önemli soruya cevap vermesi şart. Çünkü bu soru önemli bir sorudur; bu yüzden de cevabı mutlaka verilmelidir. Tabii bu soruya verilebilecek muhtelif cevaplar bulunabilir. Bendenizin uygun gördüğüm cevap şudur: Ben müslümanım diyen hiç kimsenin Müslümanlığını sorgulamak gibi bir hakkımız olmadığını biliyorum ve aksine bir davranışı haddini aşmak olarak görüyorum. Bu yüzden de sizin bu beyanınızı da büyük bir memnuniyetle karşılıyorum. Ancak mademki sordunuz, demek ki öğrenmek istiyorsunuz. Aramızdaki farkı merak ediyorsunuz ve bilmek istiyorsunuz. O halde arz edeyim: Bendeniz şayet müslüman olmasıydım bu hayatı başka türlü yaşardım. Toptancı bir ifade ile söylemem gerekirse iyi ve kötü, doğru ve yanlış vb. telakkilerim bu günkünden farklı olurdu. Somutlaştırarak söyleyecek olursam, kadın ve para ile ilişkilerim bambaşka bir seyir takip ederdi. Yani bilcümle dünya tasavvurum değişirdi. Bu gün uzak durduğumu birçok lezzet ve menfaate balıklama dalardım. Mesela evimi satar faize yatırırdım ve bunun daha karlı bir ticaret olduğuna inanırdım. Aklımın erdiği andan itibaren bu ülkede faizcilerin hiç zarar etmediğini bilecek kadar tecrübe sahibiyim. Örnekleri artırmanın gereği yok. Ortalama her seküler insanın yaşadığı gibi yaşamayı seçerdim. Ama yapmadım. Çünkü ben müslümanım. Yani bir takım ilkelere bağlı kalmaya ahdetmişim, söz vermişim. Canım çekse de, hatta canım çıkacak kadar çekse de İslam'ın kırmızı çizgilerini ihlal edemem. Başta kadın ve para ile olmak üzere, maddi ve manevi bütün ilişkilerimi, inandığım dinin buyrukları belirler. O dinin emirleri ve yasakları benim yol haritamdır. Hayat denen yolda ilerlerken bu haritaya göre yol alırım. Getirisi ne kadar yüksek olursa olsun, inancıma göre haram sayılan bir kazanca dönüp bakmam bile. Bu yüzden gecelik faizlerin % 7500 olduğu günlerde bile, faizciliği aklımın ucundan bile geçirmedim. Gönlümden geçen bütün duygu ve dürtülerimi, inancımın ilkeleri istikametinde denetlemeye çalışırım. Vs vs.
İzin verirseniz ben de size sormak istiyorum. Ama emin olunuz ki bu sorunun amacı siz zor durumda bırakmak değil, sorunuza açıklık getirmeye çalışmaktır: Lütfen söyler misiniz? Şayet siz müslüman olmasaydınız hayatınızda ne değişirdi? Yani bu gün yapıp ettiklerinizden hangilerini yapmazdınız veya bugün terk ettiğiniz davranışlardan hangilerini yapardınız. Lütfen bana üçer cümlede üçer kalem örnek verir misiniz? İşte aramızdaki fark bu soruya vereceğiniz cevapta yatmaktadır. Samimi olarak bu farkı görmek isteyenler lütfen bu sorular üzerinde ciddi ciddi düşünsünler. Çünkü çoğu zaman sorular, cevaplardan daha aydınlatıcı olmaktadır.
Salim Öğüt
|
|
|
|
|
23
|
Serbest Paylaşım Alanı / İlginç Olaylar / Yemeklere Nicin Tuz katiliyor?
|
: 09 Temmuz 2008, 23:12:07
|
|
Beslenme yoluyla disaridan aldigimiz karbonhidrat, yag ve proteinler, beden sehrinde isletilen fabrikalarin calismasi icin gereklidir. Biyolojik fabrikalardaki kimyevî hâdiselerin saglikli sekilde gerceklestirilmesinde, suya, cesitli vitamin ve elementlere onemli vazifeler yuklendiginden bunlarin disaridan duzenli sekilde alinmasina ihtiyac vardir. Bu maddelerin bagirsaklarimizdan kana gecmesi icin gerekli biyo-fiziko-kimyevî mekânizmalar da bagirsaklarimiza yerlestirilmistir. Meselâ, besin maddelerinin tamaminin israf edilmeden kana gecmesi icin, bagirsaklarimiz mukemmel bir mimaride yaratilmistir. Emilim yuzeyinin artirilmasi icin bagirsaklarin icinde bagirsak bosluguna dogru yaklasik bir cm uzanan Kerkring isimli kivrimlar insa edilmistir. Ayrica bu kivrimlarin uzerine bir mm uzunlugunda eldiven parmagi seklinde birbirlerine bitisik dizilmis ve yuzeyi bagirsak epitelyum hucreleri ile doseli villus adi verilen uzantilar yerlestirilmistir. Her bir epitelyum hucresinin bagirsaga bakan tarafi yaklasik 200 adet mikrovillus adi verilen ince uzantilarla suslenmistir. Kerkring kivrimlari, villuslar ve mikrovilluslar hepsi birlikte yaklasik 250 m² gibi genis bir emilim yuzeyinin tesekkulune, bir baska ifadeyle bagirsaklarin emilim yuzeyinin 600 misli artmasina vesile olmaktadir. Rabb'imizin sindirim sistemine yerlestirdigi bu azamî tasarruf mekânizmasinin (genis yuzeyin) hikmeti, besin maddelerinin tamaminin hizli bir sekilde emilmesi ve israfin onlenmesidir.
Yemeklere nicin tuz atariz?
Bagirsaklarimizda emilimin mukemmel seviyede gerceklestirilebilmesinde tuza onemli vazifeler yuklenmistir. Bir lezzet vesilesi olan tuz, gidalarin tuketiminde ve istahi acmada onemlidir. Haslanmis bir et veya patatesi, tuzsuz yemekle, tuzlu yemek arasinda lezzet bakimindan buyuk fark vardir. Yemeklere tuz atmak sadece tat acisindan mi onemlidir? Yoksa bu tat duyusunun arkasinda vucuda gerekli baska hikmetler de var midir?
Tuz, sodyum ve klor elementlerinden meydana getirilen bir bilesiktir. Tuzdaki sodyum, karbonhidratlarin yapi taslari olan basit sekerler ve proteinlerin yapi taslari olan aminoasitlerin kana emilebilmeleri icin gereklidir. Dolayisiyla, yemeklere tuz atilmazsa onemli besin maddeleri olan karbonhidratlar ve proteinler kana gecemez, bagirsaklarda emilmeden disariya atilir ve onemli besin maddeleri israf edilmis olur.
Bagirsak ic yuzeyini orten epitel hucrelerinin zarina glikoz, galaktoz ve aminoasitlerin tutunmasi ve bagirsak boslugundan hucrenin icine alinmasi icin tasiyici proteinler yerlestirilmistir. Bu kargo proteinler vasitasiyla besin maddeleri, once epitel hucresinin icine alinir; bir sonraki adimda, hucrelerden kana tasinir. Bagirsak epitel hucrelerinde bulunan tasiyici proteinlerin iki adet alicisi (reseptoru) vardir. Bu reseptorlerden birine glikoz, galaktoz veya aminoasitlerden biri; digerine ise sodyum baglanir. Eger bagirsak boslugunda glikoz, galaktoz ve aminoasitler oldugu hâlde sodyum yoksa, bu besin maddeleri kana gecememektedir. Bunun tersi de dogrudur. Bagirsakta sodyum var, fakat bu besin maddelerinden herhangi biri yoksa, yine sodyum emilemez. Sodyum elementinin kana gecmesi, seker veya aminoasitlerin varligina bagli kilinmistir.
Kolera ve dizanteri gibi hastaliklarda kusma ve ishale bagli olarak, vucuttaki su miktari azalir, tansiyon duser. Nihayetinde damarlarin icinde kan devr-i dâimi devam ettirilemez. Cocuklarda yaz ishallerinde gozlenebilen bu dolasim soku, kisa surede tedavi edilmezse, olumle neticelenebilir. Dolasim sokunun tedavisinde vucuttaki su miktarinin artirilmasi hedeflenir. Suyun vucutta, ozellikle damarlarda tutulabilmesi, tuzun bagirsaklardan kana duzenli olarak gecebilmesine baglidir. Tedavide tek basina su icirilmesi yeterli degildir. Tuz ve onun emilebilmesi icin bagirsaklarda seker ve/veya aminoasitlerin bulunmasi sarttir. Bu yuzden ishal tedavisinde kullanilan ishal tozunun icinde hem tuz, hem de seker bulunur. Tansiyon dusuklugu durumunda da hastalara tuzlu su yerine, tuzlu ayran tavsiye edilir. Cunku ayranda bulunan aminoasitler, tuzun ve suyun emilmesini saglamaktadir. Acken veya bagirsaklarda besin maddesi bulunmadigi zamanlarda su icilirse, bu suyun cok buyuk bir kismi kana gecemez. Belki de suyun midede israf edilmemesi icin, mide veya bagirsaklarimiz bosken su icmeye ihtiyac duymayiz, duysak bile fazla icemeyiz. O zaman yemeklerden sonra su icme ihtiyacinin ortaya cikmasinin hikmeti, yemeklerden sonra icilen suyun; hem mide ve bagirsaklarda sindirimi kolaylastirmaya, hem de besin maddelerinin kana gecmesine vesile olmasidir.
Tuz sadece lezzet vesilesi mi?
Tuz, sadece lezzet almamiza vesile olan bilesik degil, besinlerin kana gecmesini saglamada vazifelendirilmis onemli bir molekuldur. Tuzun hem bir istah vesilesi, hem de beslenmenin temel sarti olmasi, tesadufen ortaya cikmis olamaz. Yuce Yaratici, tuzu sadece lezzeti duymamiza vesile olan tat duyusu icin yaratmamistir. Meselâ, ayran veya haslanmis patatesteki besleyici molekullerin bagirsaklardan emilmesi, sebepler plâninda tuzsuz mumkun olmadigindan, Rezzâk-i Kerîm, beden sagliginin devamliliginda onemli olan tuzu, insanlarin besinlerle birlikte almalarini tesvik etmek icin, ona lezzet ve tat verme gorevi de yuklemistir. Zevk ve lezzetler, bu hissi isleten uyaricilardir. Yemeklere tuz konulmasinin hikmeti, bagirsaklardan besinlerin emiliminin saglanmasidir.
Tuz ve metabolik sendrom
Metabolik sendrom, asrimizin onemli problemlerinden biridir; bu sendromun icinde sismanlik, seker hastaligi, damar sertligi, yuksek tansiyon, kalb yetmezligi ve damar tikanikliklari gibi bircok hastalik mevcuttur. Sismanlik, seker hastaligina, damar sertligine, yuksek tansiyona, damar tikanikliklarina, kalb krizlerine ve kalb yetmezligine sebep olmaktadir. Tuz kisitlamasi, sismanlik ve yuksek tansiyon tedavisinde basvurulan bir tedavi seklidir. Tuzsuz alinan gidalar yukarida anlatildigi gibi bagirsaklarimizdan yeterince kana gecemez ve kisinin zayiflamasina yardimci olur. Besinlerde bulunan karbonhidratlar vucutta yakilamazsa, yaglara donusmekte ve yag seklinde depo edilerek sismanliga sebep olmaktadir. Tuzsuz diyet ile sismanlamanin onune gecildigi gibi, sismanlikla ortaya cikan yuksek tansiyon dusurulmekte ve diger bazi hastaliklar onlenebilmektedir. Ayrica tuzsuz yemek istahi azalttigindan, fazla yemek tuketimi engellenmektedir. Bu tespitler neticesinde, halk arasinda 40 yasindan sonra uc beyaz zehir olarak gorulen tuz, un ve seker hakkindaki bilgilerin dogrulugu ve Rabb'imizin hicbir seyi abes yaratmadigi kolayca anlasilmaktadir.
Bobreklerdeki hikmetli isler
Bagirsaklarda tuza bagli emilimin benzeri, bobreklerimize de yerlestirilmistir. Bobreklerde kan suzulup temizlenirken, glikoz ve aminoasitler de kandan suzuntuye gecerler. Israfin olmadigi vucut sistemlerinde, bunlarin tekrar kana geri emilmesi icin bobrek tuplerinde bagirsaklardakine benzer emilim yuzeyini artirici cikintilar yaratilmistir. Bobrek tuplerinde de bu kiymetli besin maddelerinin kana geri dondurulmesi icin tuzda bulunan sodyuma ihtiyac vardir. Bobreklerden besin maddeleriyle birlikte sodyum da suzulur ve bunlar birlikte emilirler. Bagirsaklardaki benzer mekânizmayla tuplerde bulunan glikoz ve aminoasitler geri emildiginden saglikli kisilerin normal idrarlarinda bu besin maddeleri bulunmaz. Bu o kadar hassas isleyen bir mekânizmadir ki, idrarda glikoz veya aminoasitlerin bulunmasi, seker hastaligina veya onemli bir bobrek hastaligina isaret eder.
Bagirsaklarimizdaki emilim isleminde, sadece sodyumun alinmasinda enerji harcanir. Sodyumun emilmesine paralel olarak, glikozun, galaktozun, aminoasitlerin, bikarbonatlarin, klorun, suyun emilimi ile potasyumun ve hidrojen iyonlarinin kandan bagirsaga tasinmasi gibi bircok islem gerceklestirilir. Enerji harcanarak yapilabilecek butun bu islemler, bir tek sodyumun emilmesine baglanarak harika bir tasarruf saglanmaktadir. Bikarbonata, kanin asit-baz dengesinin saglanmasinda dolayisiyla kanin asitliginin azaltilmasinda onemli roller verilmistir. Kanin en onemli negatif yuklu anyonu olan klor, sodyuma elektriki yukle baglandigindan pasif olarak emilir. Potasyum miktari, kanda fazla bulunursa kalbin durmasina sebep olabileceginden, sodyumun emilmesi esnasinda fazla potasyum vucuttan uzaklastirilir. Hidrojen iyonlarinin fazlaligi, kanda asidoza yol acabileceginden, kandaki fazla asidin vucuttan atilmasi hayatî onem tasir.
Tuz gibi bol ve basit bir yapiya sahip molekullere yuklenen bu hikmetli vazifeler, hicbir seyin bos ve abes yaratilmadigini, her seyin bir plân ve program dahilinde yurutuldugunu akil sahiplerine gostermektedir. Bu mukemmel fonksiyonlardaki dakik isleyislere ait reaksiyonlar zincirinde her molekulun tam istenen yerde ve istenen miktarda bulundurulmasini hicbir zaman akilsiz ve suursuz molekullere veremeyecegimize gore, butun bu hikmetli surecleri yerli yerinde yaratan Sonsuz Ilim ve Kudret Sahibi'ni bir kere daha hatirlamaliyiz.
|
|
|
|
|
24
|
Serbest Paylaşım Alanı / İlginç Olaylar / Yahudilerin Tevrat Tefsir Kitabı Talmud'dan Alıntılar (18+)
|
: 09 Temmuz 2008, 23:11:01
|
|
LÜTFEN AŞAĞIYA ÇIKARDIĞIM TALMUD ALINTILARINI 18 YAŞINDAN KÜÇÜKLER OKUMASIN! MİDESİ ZAYIF OLANLAR DA OKUMASINLAR. Talmud: "Yalnız Yahudiler insandır. Goyim (gayri yahudiler, diğer milletler) hayvandır." Baba Batra 114b, Jebamot 61a, Keribot 6b ve 7a. Talmud: "Goyimin en iyisi bile öldürülmelidir." Avodak Zara 26b, Tosefoth. Talmud: "Yehova (Allah), bir gayri yahudiye malını iade edeni kesinlikle affetmez" Sanhedrin 76 b-76a. Talmud: "Bir kuti (gayri yahudi) bir yahudiyi öldürürse cezaya çarptırılır. Fakat bir Yahudi bir kutiyi öldürürse cezaya çaptırılmaz." Sanhedrin 57a Talmud: "Bir yetişkin, küçük bir kız ile cinsi temas yaparsa bu göze girmiş bir parmak gibi kabul edilmeli. Keza bir çocuk yetişkin bir kadınla temas ederse bu da kadının cinsi uzvuna bir çubuk girmiş olarak kabul edilmeli. Bir çocuk, bir yetişkin tarafından baştan çıkartılıp ırzına geçilirse bu ırza girme hadisesi olarak kabul edilmemeli." Kethuboth 11b Talmud: "Bir kadın kocasının izni ile -parasını vererek- kendisi ile cinsi bir şekilde alakadar olacak bir şahıs kiralarsa, bunda hiçbir kabahat yoktur. Fakat bu kiraladığı şahıs gayri Yahudi ise bu kabahattir. Zira kazançlı çıkan gayri Yahudidir. Fakat aynı vaziyet, bir Yahudi erkeği ile gayri Yahudi bir kız arasında vuku buluyorsa zararı yoktur." Kethuboth 51b Talmud: "Dünyada hakimiyet sağlayacak en önemli unsurlardan biri çok üremektir. Bütün yeryüzündeki gayri yahudiler eşektir. O gün geldiği zaman bunlar yer altında kendileri için kazılmış olan yerlere girip ebediyen yer altında yaşayacaklardır" Kethuboth 111b Talmud: "O adamki kızkardeşi ile beraber yatıp, kendilerini cinsi zevklere bırakırlar ve kız kardeşi bunu şikayet etmez, bunda bir kabahat yoktur. Fakat kızkardeş şikayette bulunursa bu işi tekrarlamaması bu adama bildirilir". "O şahıs ki daha annesi yaşlı değildir ve babası ölmüştür ve validesi yabancı erkeklerin koynuna girmek istemez ve kendi oğlu ile yatmak ister ve keza oğluda validesi ile yatmak isterse, böyle bir vaziyette eğer bu işler zor kullanılmadan yapılıyorsa, bize düşen bir vazife yoktur ki oğul evlenme yaşına gelip de başka bir kızla evlenmek talebinde bulunur ve validesi buna mani olmak isterse, oğul kendi karısının cinsi arzularını hem de annesinin cinsi arzularını tatmin etmeli; ta ki validesi başka bir erkek buluncaya kadar." Kethobuoth 76 a Talmud: "Bir gayri yahudi, Yahudi kızından istifade ederse, bir Yahudi kadınını baştan çıkartırsa bir Yahudi çocuğunu kirletirse, Yahudi umumi kadını ile temas edip kadına parasını vermezse cezaya çarptırılır. Eğer bir Yahudi umumi kadını kullanıp parasını vermemiş ise parası alınır ve değnekle dövülür, bir Yahudi kadınını baştan çıkardı ise ölünceye kadar taşlanır. Bir Yahudi kızını kirleten gayri yahudi'nin başı yarım kesilir ve yavaş yavaş öldürülür. Bütün bunlar bilhassa gayri Yahudilerin önünde yapılmalı ki bunlara müthiş bir ibret olsun ve bizim dehşetimiz karşısında titresinler ve Yahudiye dokunmaya bir daha yeltenmesinler." Kethuboth 61b Talmud: "Elazar şöyle ilave etti: Adem bütün hayvanlar ile çiftleşmiş, fakat Havva'nın verdiği tadı hiç birinde bulamamıştı." Yeboamoth 63a Talmud: "Yılan Havva'nın içine müthiş bir şehvet sokmuştur". Yeboamoth 103 b Talmud: "O şahıs ki akrabası kız ile cinsi temas edip bekaret zarını yalnızca gevşetir. O adamdan şikayet edilmemelidir". Ölmüş kadın ile temas o kadının hayattaki vaziyetinde iken yapılan temas gibi kabul edilir. Kadın evli ise her ne kadar ölmüş olsa bile gene evli bir kadın olarak kabul edilir ham de ölmüş bir kadınla çiftleşmek meniyi ziyan etmek demektir" Yeboamoth 55 b
Alıntdır
|
|
|
|
|
28
|
Serbest Paylaşım Alanı / İlginç Olaylar / Grigori Yefimoviç Rasputin
|
: 01 Haziran 2008, 09:28:06
|
Kâhin ya da şarlatan olabilir ama kesinlikle kolay ölmeyen biri. Kendisine kurulan birçok suikastten kurtulduğu bilinir. Zehir ve kurşunla ölmediğine inanılan bu Çılgın Papaz'ın penisinin de 30 cm olduğu ve St. Petersburg müzesinde sergilenmekte olduğu da gerçektir. Şimdi biraz daha yakından tanıyalım.  Grigori Yefimovich Rasputin 22 Ocak 1869 yılında, Ural Dağları'nın eteğindeki Pokrovskoye köyünde dünyaya merhaba dedi. Jefim Jakoviç'ten olma Anna Wasiljevna'dan doğmadır. Ailesi, kendisine ait topraklarda çiftçilik yapardı. Rasputin'in hayatında gariplikler daha çocukken başlamıştı. 2 kardeşini de neredeyse aynı şekilde kaybetmişti, hatta kendi sonu da onlarla aynı olacaktı. Maria adındaki kardeşi Tura Nehri'nde boğularak öldü. Dimitri ve kendisi ise gölde boğulurlarken yoldan geçen biri tarafından kurtarılmışlardı. Fakat Dimitri kendisi kadar şanslı değildi ve zatürre olup öldü. İlerleyen yaşlarında kendisindeki farklılıkları keşfetmeye başlayan Rasputin yaramazlıklar yapmaya başlamıştı bile. 18 yaşlarında bir kaç kez hırsızlıktan yakalanan Rasputin, Verkhoturye Manastırı'nda kısa bir tatil yapmak zorunda kaldı. Burada da uslu durmayan Rasputin'in ilginç bir iddiası vardı. Meryem Ana'nın kendisine göründüğünü ileri sürüyordu. Daha sonra ise Khlistiler tarikatına katıldı. Bu tarikat, tanrıya acı çekerek ve günah işleyerek ulaşabileceklerine inanıyordu. Proskovia Fyodorovna Dubrovina adlı bayanla evlendi. 3 çocuğu oldu ve bunlara Maria, Dimitri ve Varvana isimlerini koydu. Sonra evini terketti ve aziz olarak vaazlar vermek için dolaşmaya başladı. Yunanistana kadar ulaştıktan sonra St. Petersburg'a döndü. Çar 2. Nikolas'ın küçük oğlu Alexei hastalanmıştı. Çar ve Çariçe tüm doktorlara danıştılar. Fakat doktorlar çocuğun kısa süre içerisinde öleceğini söylüyorlardı. Çünkü çocuk Hemofili hastalığına yakalanmıştı. Son çare olarak Rasputin çağırıldı...Rasputin çocuğa sadece dokunarak ve dua okuyarak iyileştirdi. Böylece Rasputin saraya ilk adımını atmış oldu. \ 1. Dünya Savaşı başlamıştı. Rasputin kesinlikle bu savaşta Almanya ile barış yapılmasını istiyor ve bunu sıklıkla Çar'a iletiyordu. Fakat Rasputin alengirli sex hayatı ve partilerdeki içkili tavırlarıyla dikkatleri üzerine çekmişti. Çar savaşa katıldıktan sonra Rasputin Çariçe Alexandra Fyodorovna'ın üzerinde etkisini iyice arttırmış ve neredeyse ülkeyi yönetir hale gelmişti. Kimilerine göre Rasputin, Çariçe'nin sex makinasıydı. Bu konu üzerine şarkı bile yazılmıştır. Fakat bu durum saraydan bazılarının hiç hoşuna gitmiyordu. Prens Felix Yussupov ve birkaç arkadaşı Rasputin'i ortadan kaldırmaya karar verdiler. Rasputin'i zayıf noktasından yakalamak için 29 Aralık 1916 da bir parti verildi. Prens Felix Rasputin'i bir odaya çağırdı. Zehirli içkiyi ve zehirli kurabiyeleri ikram etti. Aradan bir süre geçmesine rağman ölmediğini gören Prens silahını çıkarıp ateş etti. Rasputin yere düştü. Prens odayı terkedip arkadaşlarının yanına gitti ve onu öldürdüğünü söledi. Daha sonra içi rahat etmedi ve geri döndü. Çünkü onu zehirlemiş olduğu halde ölmediği için bu sefer emin olamamıştı. Eğilip cesete bakarken Rasputin birden gözlerini açtı ve bir şey fısıldadı. Tam o sırada odaya giren Prens'in arkadaşı Rasputin'in ölmediğini görünce silahını çekip ateş etti. Prens ve arkadaşı cesedi bir çarşafa sarıp saraydan çıkardılar. Dışarıda Oswald Rayner (İngiliz ajanı olduğu rivayet edilir) arabada bekliyordu. Rasputin'in cesedi arabaya koymaya çalışırlarken aslında onun hala bir ceset olmadığını anladılar. Bu sefer Rayner Rasputin'in alnının ortasından vurdu. Genede emin olamadılar ve onu Neva Nehri'nin buz gibi sularına attılar. 14 saat sonra ceset bulundu ve fotoğrafları çekildi. Yapılan otopside 3 kurşun bulundu. Bunlardan biri alnının ortasında, biri böbreğinde ve diğeri de sırtının sağ tarafında bulundu. Ayrıca otopsi sonucunda zehirlendiği, dövüldüğü ve sürüklendiği de anlaşılmıştır. Öldükten sonra odasında bulunan mektupta; kendisinin 1 Ocak gününe kadar öldürülebileceğini ve bunun yapan kişiler soylularsa, 25 yıl içersinde tek bir soylu bile kalmayacağını yazmıştır. Şubat Devrimi sırasında Rasputin'in cesedi mezarından çıkarılmış ve yakılarak imha edilmiştir. Bir çok araştırmacıya konu olan Rasputin adına film bile çekildi. Rasputin'in öldürülme sebeplerini düşünürsek; savaş konusundaki fikirleri düşünüldüğünde, Almanya ile gidilecek barış anlaşmasına hoşnut olmayacak bir kaç ülke vardı. Çünkü eğer Almanya ve Rusya barış imzalarlarsa bu Almanya'nın batısındaki ülkelere saldırışını hızlandırıcaktı. Rasputin öldükten 14 ay sonra Almanya ve Rusya barış imzalamışlardır. Fakat Batıdaki ülkelere saldırmak için geç kalınmıştır.
|
|
|
|
|
Yükleniyor...
|
|